Geçtiğimiz hafta ons başına yaklaşık 300 dolarlık dikkat çekici bir artış kaydeden değerli metal, piyasada yeni bir dinamik oluşturdu.
Piyasa uzmanları, altın fiyatlarının bu son hızlı hareketi sindirmesi ve tabana yayması için zamana ihtiyaç duyabileceğini vurguluyor.
Buna karşın, küresel ekonomik görünüm altını desteklemeyi sürdürüyor.
ABD merkezli dev şirket Catalyst Funds’ın Baş Yatırım Sorumlusu ve Kurucu Ortağı, aynı zamanda Strategy Shares Gold Enhanced Yield ETF’nin (GOLY) portföy yöneticisi David Miller, Kitco News’e verdiği röportajda değerli metalin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Miller, altının eski rekor seviyelerine yeniden ulaşmasının ve yeni zirveler test etmesinin zaman alabileceğine dikkat çekti.
Bununla birlikte, kalıcı hükümet bütçe açıkları, kronikleşen enflasyon baskısı ve merkez bankalarının varlık çeşitlendirme hamlelerinin geleneksel sabit gelirli enstrümanların çekiciliğini baltalamaya devam ettiğini ifade etti.
Miller’a göre bu faktörler, altın piyasasını destekleyen uzun vadeli makroekonomik güçlerin sağlam bir şekilde yerinde kaldığını gösteriyor.
Jeopolitik ve ekonomik gerilimlerin, ülkeleri egemen varlıklarının ne kadarını dolar cinsinden finansal enstrümanlara bağlamak istediklerini yeniden gözden geçirmeye zorladığına değinen Miller, acil gümrük vergisi baskılarının bir kısmı hafiflemiş olsa da özellikle Çin’in değerli metalin önemli bir uzun vadeli alıcısı olarak kalmasını bekliyor.
Miller, ABD’nin devam eden bütçe açığı harcamalarıyla birleştiğinde merkez bankalarından gelen bu talebin piyasa için güçlü bir alt taban oluşturacağını belirterek, bu yıl altın fiyatlarında orta-yüksek tek haneli bir büyüme görülebileceğini ekledi.
Miller, altının nihayetinde ons başına 5.000 dolar seviyesine geri dönebileceğine inandığını belirtse de yatırımcıların bu seviyelere hemen bir geri dönüş beklememesi gerektiği konusunda uyardı.
Bu hedefe ulaşmanın zaman alacağını vurgulayan uzman, “Bence ons başına 5.000 dolar seviyesini görebilirsiniz, ancak o seviyeye geri dönmenin iki ila iki buçuk yıl sürebileceğini düşünüyorum,” ifadelerini kullandı.
Miller, altının daha önceki dönemlerde 5.000 dolar sınırının üzerine çıkmasında düşen faiz oranları, artan spekülatif yatırım talebi ve en önemlisi merkez bankalarının agresif alımları gibi çeşitli faktörlerin rol oynadığını hatırlattı.
Bu alımların ardındaki ilk aciliyet hissi bir miktar azalmış olsa da, devlet kurumlarının ABD dolarından uzaklaşarak varlıklarını çeşitlendirme yönündeki yapısal gerekçesinin hâlâ geçerliliğini koruduğunu aktardı.
Uzman isim, altının olağanüstü güçlü bir yükselişin ardından bir konsolidasyon (sindirime) döneminden geçmesine rağmen piyasanın temel yatırım tezinin önemli ölçüde değişmediğini vurguladı.
Ona göre asıl temel sorun, hükümetlerin zaten yüksek seviyelerde bulunan borç stoklarına rağmen büyük bütçe açıkları vermeye devam etmesi ve bunun sonucunda itibari para birimlerinin uzun vadeli satın alma gücünün giderek erimesi.
Miller, geleneksel olarak hükümetlerin bu yüksek borç yüklerini hafifletmek veya çözmek için önünde üç ana yol bulunduğunu açıkladı:
Enflasyon Yoluyla Borcu Eritmek: Borcun reel değerini artan enflasyon baskısıyla düşürmek.
Yapay Zekâ Odaklı Verimlilik Artışı: Yapay zekâ teknolojilerinin öncülüğünde ekonomik verimlilikte dramatik bir sıçrama sağlamak. Verimlilikteki bu artış, ekonomilerin yüksek borçla ilişkili enflasyon baskısını telafi edecek kadar hızlı büyümesine imkân tanıyabilir.
Kemer Sıkma Politikaları: Harcamalarda ciddi kesintilere gitmek. Ancak Miller, bu seçeneği yaratacağı ekonomik sıkıntılar ve toplumsal huzursuzluklar nedeniyle siyasi açıdan uygulanması son derece zor bir politika olarak tanımlıyor.
Miller, nominal ekonomik büyüme yeterince güçlü kaldığı sürece enflasyonun Federal Rezerv’in (Fed) yüzde 2’lik hedefine tamamen geri dönmek yerine yüzde 3 civarında seyretmesinin piyasalar açısından mutlaka büyük bir sorun teşkil etmeyeceğini savundu.
Altın yatırımcıları açısından değerlendirildiğinde, sürekli hâle gelen enflasyon —özellikle tahvil getirilerinin enflasyon ve vergiler hesaba katıldıktan sonra cazip bir getiri sunamaması durumunda— reel varlıkları elde tutma argümanını belirgin şekilde güçlendiriyor.
Geleneksel tahvillerin yatırımcıya düzenli gelir sağladığını ancak enflasyon nominal getirileri erittiğinde satın alma gücü avantajının hızla kaybolduğunu belirten Miller, vergiler de düşüldüğünde yatırımcıların fiilen negatif reel getiri elde edebileceğine dikkat çekti.
NOT: Bu haberde yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi vermemektedir.
The post ABD’li dev şirket altında rakam verdi: Altının 2026’yı nasıl bitireceği açıklandı first appeared on Kilis Egitim.